Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

23 Şubat 2015 Pazartesi

EY KADINLAR

-EY KADINLAR
- BİZ SİZE MAHKUMUZ
- SİZ BİZİM
-ANAMIZSINIZ,
-KIZIMIZSINIZ,
-EŞİMİZSİNİZ,
-NİNEMİZSİNİZ,
-TORUNUMUZSUNUZ
-HALAMIZSINIZ
-TEYZEMİZSİNİZ,
-YİYENİMİZSİNİZ.
-KUZENİMİZSİNİZ
- BİZ SİZE MAHKUMUZ
- BİZ SİZSİZ BİR HİÇİZ.
- LÜTFEN KENDİ DEĞERİNİZİ BİLİN,
- LÜTFEN KENDİNİZE DEĞER VERİN.
- KOPLEKSİ ÜZERİNİZDEN ATIN.
- KENDİNE DEĞER VERMEYEN BAŞKALARINDAN KENDİNE DEĞER VERMESİNİ    NASIL BEKLER.?
-ARTIK SİLKİNİN BİZLERE TERK ETTİĞİNİZ KALELERİNİZİ GERİ ALIN.
- GÜCÜN KASTA DEĞİL AKILDA OLDUĞUNU İSPAT EDİN.
- MÜDAFAADAN VAZGEÇİN MÜCADELE EDİN
-KENDİ HAKKINIZI KENDİNİZ SAVUNUN BİZDEN SİZİN HAKKINIZI SAVUNMAMIZI BEKLEMEYİN.
-ASLA PES ETMEYİN DAİMA DİMDİK AYAKTA DURUN
-GÖZYAŞINIZI DEĞİL AKLINIZI SİLAH OLARAK KULLANIN
-CİNSELLİĞİNİZİ DEĞİL AHLAKINIZI SİLAH EDİNİN
-ASLA ZAYIFLIĞINIZI BELLİ ETMEYİN
-ALLAHTAN BAŞKA KİMSEYE YALVARMAYIN KİMSEDEN MEDET UMMAYIN
-ALLAHTAN BAŞKA KİMSEYE BOYUN EĞMEYİN.
-UNUTMAYIN Kİ EĞER BİR ÜSTÜNLÜK VARSA O DA ERKEK DEĞİL KADINDIR. ---SİZLER OLMASANIZ BİZLER OLMAZDIK



EN BÜYÜK IRKÇILIK ERKEĞİ KADINDAN ÜSTÜN GÖRMEKTİR



EN BÜYÜK IRKÇILIK ERKEĞİ KADINDAN ÜSTÜN GÖRMEKTİR.
Kıymetli okurlarım tarih boyunca erkekler kendilerini kadınlardan üstün görmüşlerdir. Bu üstün görmeyi ilk yaratılıştan başlatmışlardır. Erkeğin kadından üstün olduğunu ispat etmek için, Tüm semavi dinleri, (İslam,Yahudilik,hiristiyanlık v.b) Tüm uydurulmuş dinleri(Budizm v.b). tüm ateist akımları ve tüm inançları ispat olarak kullanmışlardır. Tüm akımların, tüm inançların birleştikleri tek konu vardır. Oda erkeğin kadından üstün olduğu konusudur. Bugüne kadar kadını erkekle eşit gören( sözde değil özde) veya üstün gören bir akıma rastlanmamıştır.
Sadece inançta değil bilimde,ilimde, fende,biyolojide,psikolojide,sosyolojide v.b ilmi ve fenni ilimlerin tamamında erkeğin kadından üstün olduğu ispatlanmştır! İşin garibi kadınlarda bunu kabullenmişlerdir.
İŞTE ERKEĞİN KADINDAN ÜSTÜN OLDUĞUNUN İSPATLARI!
1- Havva anamız Adem babamızın kaburga kemiğinden yaratılmıştır.! Dolayısıyla erkek kadını doğurduğu, kalbinden,beyninden değil daha aşağı bir organı olan kaburga kemiğinden bir parça olduğu için elbette erkek kadından üstündür. Gördünüz mü algıyı buna inanan bir erkek kadını hiç kendine denk görebilir mi? Asla ayrıntılarhttp://islamdakadinhak.blogspot.com.tr ve
www.facebook.com/islamdakadinhaklari te bulabilirsiniz.
2- Kuran- ı Kerimde kadınları döğün diye emir vardır.! İşte o nedenle erkekler ayetin gereğini yapıyor kadınları döğüyorlar. Ayetlerin gereğini yerine getirmek müslümanın görevi değil mi? Görevi o halde yapacak bir şey yok. Ayrıntılar www.facebook.com/islamdakadinhaklari vehttp://islamdakadinhak.blogspot.com.tr/
3- Cennette kadınlar erkeklerin hizmetcisi olacaktır.! Ayrıntılarwww.facebook.com/islamdakadinhaklari vehttp://islamdakadinhak.blogspot.com.tr
4- Kadınlar gözlerini haramdan sakınacak ama erkekler sakınmayacaktır.! Halbuki AYET: (Nur -30) ‘’ Mümin erkeklere söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, mahrem yerlerini, korusunlar. Bu, onların arınmasını daha iyi sağlar. Allah yaptıklarından şüphesiz haberdardır.’’
Ey kadınlara tesettüre uymuyorsunuz diye sürekli kınayan erkekler peki siz tesettüre uyuyormusunuz’’ Nahrem yerlerinizi koruyormusunuz.?(Diz kapağı,göbek arası) Halbuki yukarıdaki ayet Nur-30 da mahrem yerlerinizi koruyun buyruyor Rabbim.
Ey kadınlara açık gezipte bizi günaha sokmayın diyen erkekler Peki yukarudaki ayette (Nur -30) da erkekler bakılması yassak olandan çevirsinler bakmasınlar buyuruyor Rabbim niçin? Allahın emrini yerine getirmeyip harama bakıyorsun. Bakma sen bakmasan zaten o kadın bir daha açık gezmez ki niçin açık geziyor. Erkekler bana baksın beni beğensin diye öyle değil mi? Bakma,beğenme,laf atma, hatta kına onu tüh sana de, işte o zaman açık gezmez. Çocukluğumda bir bayan öğretmen vardı. Çok açık gezerdi. Büyüklerimiz kadın sokağa çıkınca sürekli tüh sana, yazıklar olsun,utanmıyorsun diye diye kadın kapanmak zorunda kaldı. İşte sende öyle yap. Olmaz erkek mahrem yerlerini kapatmayacak, erkek kadına bakacak çünkü adı üstünde o erkek
5- İnsanoğlunun cennetten kovulmasına sebep Havva anamızdır.! Yani kadındır. O halde erkeğin cennetten kovulmasına sebep olduğu için. Erkek ondan üstündür. Ayrıntılar için bakınızwww.facebook.com/islamdakadinhaklari vehttp://islamdakadinhak.blogspot.com.tr/
6- Kadının bütün hayatı,evliliği,gençliği,hayalleri,umutları, ömrü,çocukları her şeyi erkeğin ağzından çıkacak 3 kez boş ol ,boş ol, boş ol, kelimesine bağlıdır. Öyleyse erkek elbette kadından üstündür.! Ayrıntılarwww.facebook.com/islamdatalak ve http://islamdatalak.blogspot.com.tr/ ta bulabilirsiniz.
7- Mirasta kadına erkeğin hissesinin yarısı vardır.! Yani erkeğe 2 kadına 1 niçin? Çünkü ayet var. Hatta Karadeniz,doğu ve güneydoğuda kadına hiç hisse verilmez niçin? Adama kaç çocuğun var diye sorduğunuzda mesela 4 kız 2 erkek çocuğu varsa 2 çocuğum var der. Kızları çocuk hesap etmez. Niçin? Ayrıntılar www.facebook.com/islamdakadinhaklari vehttp://kurandanesh.blogspot.com.tr/
8- Erkek 4 kadın birden almaya hak sahibidir.! İşte
AYET: (Nisa -3)’’ Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdirde) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.’’
Bu ayette ne buyuruyor Rabbimiz وَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ تُقْسِطُواْ فِي الْيَتَامَى : Yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız gayet açık değil mi? Ama bizim erkekler ne yaptılar Ayetin başındaki bu görmediler.
Bir başka şey yaptılar فَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ تَعْدِلُواْ فَوَاحِدَةً Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın bu bölümüde görmediler. Rabbim 1 eş almaya teşvik ve tavsiye ederken erkekler 4 eş almayı emir telakki ettiler. Emri uyguladılar çok dinlerine bağlılar canım.
Sayın okurlarım gördüğünüz gibi ERKEKLER KADINLARDAN ÜSTÜNDÜR DOLAYISIYLA ONLARI DÖĞMELERİ,BOŞAMALARI HATTA ÖLDÜRMELERİ GAYET NORMALDİR.

YASAK AĞAÇTAN İLK YİYEN HZ HAVVA MIDIR? HZ. ADEMİN CENNETTEN KOVULMASININ SUÇLUSU HZ HAVVA YANİ KADINLAR MIDIR?



YASAK AĞAÇTAN İLK YİYEN HZ HAVVA MIDIR?
HZ. ADEMİN CENNETTEN KOVULMASININ SUÇLUSU HZ HAVVA YANİ KADINLAR MIDIR?
Sayın okurlarım. Her konuda tereyağı gibi su üstüne çıkan erkeklerin Hz. Ademin cennetten kovulmasının suçlusu olarak Hz Havva anamızı yani kadınları suçlamaktadırlar.Acaba doğru mudur? Bu konudaki ayetlere bakalım.
AYET:( Araf- 19)’’ Ve ey Adem, sen ve eşin cennete yerleş. İkiniz dilediğiniz yerden yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.’’
AYET:( Araf- 20)’’Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini' açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir."
AYET:(Araf -21) "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.
AYET:( Araf- 22)’’ Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"
AYET:(Bakara-36)’’ Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (cennetten) onları çıkardı. Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır, dedik.’’
Bu ayetlerde cennetten kovulmanın suçlusunun yalnız Hz. Havva olduğuna dair en ufak işaret veya ima var mı? Allah aşkına
Âdem aleyhisselam ve İblis kıssasının yer aldığı
Bakara, 2/34-39; A’raf, 7/11-25 ve Tâhâ, 20/116-123. ayetlerde Şeytan’ın Âdem ve eşini (Havva) kandırdığı ve yasak ağaçtan yemelerini sağladığı anlatılmaktadır. Bu ayetlerin hiçbirinde yasak ağaçtan ilk defa yiyenin kim olduğundan ve kimin kimi teşvik edip aldattığından bahsedilmemektedir. Aksine, Şeytan’ın her ikisini de aldattığından ve her ikisinin de yasak ağaçtan yediğinden bahsedilmektedir.
Sayın okurlarım tahrif edilmiş Tevratta ve İncilde geçen şu ifadeler ne yazık hadisi şerif diye bize yutturulmuştur.
İNCİL:"Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı; aldatılan da Adem değildi, kadın aldatılıp suç işledi. "-Timoteos 2:13-14 (incil)
TEVRAT:Tevrat’ın Yaratılış (Tekvîn- 3).’’Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi.’’
Tevrat’a göre kır hayvanlarının en hilekârı olan yılan, Aden’deki bahçede (cennet) yaşamakta olan Havva’ya yaklaşmış.
TEVRAT: Tekvin, 3/1-6) ‘Allah bilir ki ondan yediğiniz gün, o vakit gözleriniz açılacak, iyiyi ve kötüyü bilerek Allah gibi olacaksınız’ diyerek onu yasak ağacın meyvesinden yemeğe ikna etmiş, daha sonra Havva yasak meyveden Âdem’e de yedirmiştir.

17 Şubat 2015 Salı

BAŞÖRTÜSÜ ZİYNET DEĞİL ZİYNET ÖRTÜSÜDÜR BAŞÖRTÜSÜ ÖRF VE ADET DEĞİL ALLAHIN EMRİDİR



BAŞÖRTÜSÜ ZİYNET DEĞİL ZİYNET ÖRTÜSÜDÜR
BAŞÖRTÜSÜ ÖRF VE ADET DEĞİL ALLAHIN EMRİDİR
  Sayın okurlarım başörtüsü yasağının okullarda, işyerlerinde, kamu alanlarında, mecliste kaldırılmasından sonra tıpkı çarşaf ve sakalda olduğu gibi(Müslim Gündüz. Fadime Şahin olayı) başörtüsünü itibarsızlaştırma savaşı verilmektedir. O zamanlar doğru zannedilen ama sonradan tamamen düzmece olduğu,algı operasyonu olduğu, bu kişilerin profosyonel tiyatro sanatcısı oldukları anlaşılmış ama iş işten geçmiştir. Çünkü sakal ve çarşaf bu memleketten tamamen koparılıp atılmıştır. Şimdi aynı oyun sahneleniyor.
Arkadaşlar biz filmi çok gördük. Çarşaf ve sakalda bu oyun tuttu. Şimdi başörtüsünde sıra, 100 yıldır dayatma ile başörtüsüne savaş açanlar savaşı kaybedince şimdi yeni bir savaş başlatmış itibarsızlaştırma kampanyası yürütmektedirler. Hala uyanmıyacak mıyız?
Başörtüsü takan bacılarım ne olur sizde dikkat edin. ALLAHIN EMRİ OLDUĞU İÇİN Baş örtüsü takan kardeşlerimizi zor durumda bırakmayın. 100 yıldır bu uğurda akıtılan gözyaşını boşa çıkarmayın başörtü düşmanlarına malzeme olmayın. Kuran-ı Kerimde. ayette sadece başınızı örtün buyrulmuyor. işte ayet:
KADININ GÖSTERİLMESİ HARAM OLAN YERİ SADECE SAÇI BAŞI DEĞİL TÜM VUCUDUR
AYET: (Nur – 31)"Mümin kadınlara da bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini günahtan korumalarını söyle! Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler. Ziynet takılan yerlerini kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, üvey oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar, ellerinin altında bulunanlar (köleler), erkeklikten kesilip kadınlara ihtiyaç duymayan hizmetçileri veya henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocukları dışında kimseye göstermesinler. Saklı ziynetlerine dikkat çekmek için, ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz toptan Allah’a tövbe ediniz ki felaha eresiniz."
Görüldüğü gibi (Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler. ) çok açık şekilde sadece başı değil yakalarını yani boğazlarını,göğüslerini kapatsınlar buyruluyor. Lütfen ayetin hükmüne uyun.
  

16 Şubat 2015 Pazartesi

ERKEK KADINA, KADIN ERKEĞE SELAM VEREBİLİR Mİ?



                       ERKEK KADINA , KADIN ERKEĞE SELAM VEREBİLİR Mİ?
   Kadınların yabancı erkeklerle ihtiyaçsız konuşmaları caiz değildir. İhtiyaç olunca da, ancak ihtiyaç kadar ve ciddi konuşmaları caizdir.
  Kıymetli okuyucularım. Günümüzde kadın ve erkek her ortamda bulunur. Sohbet eder. Ama selam verip almak haramdır diye birbirlerine selam vermezler. Bunu bir türlü anlayamıyorum. Kadının sesi erkeğe haramsa niçin sadece selamda haram birçok kez karşılaşmışsınızdır. Kadın herhangi bir topluma giriyor. Selam vermiyor ama içerde mesela alışveriş yapacaksa görevli ile uzun uzun konuşuyor. Ne anladınız bundan siz İşverenlerin işyerine, bir öğretmenin öğretmenler odasına, öğretmenlerin ve üniversite hocalarının, bayanların bulunduğu sınıfa girdiklerinde, bir iş yerinde çalışan kadının işyerine girerken vs. selam vermelerinde mahzur yoktur. Çünkü zaten orada bulundukları zaman zarfında iş veya ders icabı konuşmak zorunda kalıyorlar. Selam ise konuşulan şeylerin en güzellerindendir. Allahın rahmeti bereketi üzerine olsun diye dua etme; ama dünyalık her şeyi konuş böyle saçmalık olur mu? Eğer içerde hiç konuşmayacaksan selam verme, ama konuşacaksan niçin selam vermiyorsun. İş icabı konuşurken herhangi bir mahzur görülmezken, selamı mahzurlu görmek makul olmaz. Başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. Görev yaptığım bir yer de nikah kıymaya çağrıldım. Karşıma evlenecek kız ve erkeği getirmediler. Vekilleri varmış kızın yakın akrabası ve erkeğin yakın akrabası vekalet almışlar neyse nikahı kıydım. Az sonra kız ve erkek içeri girdiler ben dahil oradaki herkesin elini öptüler. Bu ne dedim. Adet dediler. Dedim ki vekaleten nikah kıyılabilir ancak zaruret halinde olur. Siz erkek ve kız burada olduğu halde vekaleten nikah kıydırdınız. Nikah kıyılırken hiç birimizin ellerini öpmeyeceklerdi. (Mahremleri hariç) sorularıma cevap vereceklerdi. Onlara ilmihal bilgilerini öğretecektim. Nasihat edecektim. Dua dinliyecek, Kuran dinleyeceklerdi. Kaldi ki akitleşmeye bizzat şahit olup onun ağırlığını hissedeceklerdi. Şimdi geldiler. Mahremi olmayan başta ben olmak üzere ellerimizi öptüler hem bizi günaha soktular hem kendileri günaha girdi. Olmaz böyle şey dedim. Ve ondan sonra asla vekaleten nikah kıymadım. İşte selamlaşma işi de buna benziyor. Allahın selamını verme ama içerde her şeyi konuş olmaz böyle şey ya selam verme içerde de konuşma ya da içerde konuşacaksan Allahın selamını ver.
Sayın okurlarım lütfen ifrat ve tefritten kaçınalım.
BU KONUDAKİ AYET VE HADİSLER
AYET:(Ahzap-53)’’ Ey inananlar! Peygamber'in evlerine, yemeğe çağırılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamber'i üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamber'in eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır. Bundan sonra ne Allah'ın Peygamber'ini üzmeniz ve ne de O'nun eşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Doğrusu bu, Allah katında büyük şeydir.’’
AYET: (Ahzab 32 )’’ Ey Peygamberin hanımları! Sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah'tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder; daima ciddi ve ağırbaşlı söz söyleyin.
AYET: (Ahzab 33 )’’ Evlerinizde oturun (gereksiz yere sokaklarda dolaşmayın). Önceki cahiliye döneminde olduğu gibi süslenerek ve açılıp saçılarak dışarı çıkmayın! Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin! Ey (Peygamber'in) ev halkı, Allah sizden yalnızca kiri (günahı) gidermek ve sizi (bilgi kirliliğinden) temizlemek istiyor.
AYET: (Ahzab 34 )’’ Evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini hatırda tutun. Şüphesiz Allah haberdar olandır, latif olandır.’’
HADİS: Allahü teâlâ, kadının namahremle yumuşak sesle konuşmasını men ediyor. (Mektubat-ı Rabbani 3/41)
İBNİ ABİDİN: Kurtubi diyor ki: Zekâsı kıt olanlar, biz kadının sesi avrettir demekle konuşmasını kastettiğimizi zannetmesinler! Bu anlayış doğru değildir. Biz yabancı erkeklerin ihtiyaç halinde kadınlarla konuşmasına caiz diyoruz. Yalnız, kadınların yüksek sesle konuşmalarını, seslerini uzatmalarını, yumuşatmalarını ve nağmeli okumalarını caiz görmüyoruz; çünkü bunlarda erkekleri kendilerine meylettirmek ve şehvetlerini harekete getirmek vardır. Kadının ezan okuması bundan dolayı caiz olmamıştır. (Redd-ül muhtar)
ATASÖZÜ: İşte bundan dolayı, atalar, (Para sesi, kadın sesi, su sesi) demişlerdir. Kadın sesi gına olmasa, yani hoşa giden etkili bir ses olmasa böyle söylemezlerdi. Şair de diyor ki:
Dünya kurulalı etkili olmuş,
Para sesi, kadın sesi, su sesi.
Birçok işimizde yetkili olmuş,
Para sesi, kadın sesi, su sesi.
Âlimler şu konuda birleşiyorlar:
Bu vakarın tarifinde deniyor ki: Kadın sesine sertlik vermeli, yüzüne de aynı sertlikte vakar tavrı getirmelidir ki konuşma sırasında muhatap yanlış yoruma kaymasın. İnce bir ses, hep gülümseyen bir eda ile yanlış anlaşılacak bir görüntü meydana getirmesin.
. Selam vermek sünnettir, verilen selamı almak farzdır. Selam veren sünnet, selamı alan da vacip sevabı kazanır gibi görünse de aslında ikisi de farz sevabı alabilir çünkü selam veren, sünnet işlemekle bir farza vesile olmuştur. Selamlaşmanın sünnet oluşu şu hadis-i şerife ve Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) uygulamalarına dayanır: أَفْشُوا السَّلَامَ بَيْنَكُمْ “Aranızda selamı yayın.” (Ebû Dâvud, edeb 142).
AYET:(Nisâ -86). Verilen selamı almanın farz olması ise şu âyet-i celileye istinad eder: وَإِذَا حُيّ۪يتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا “Şayet size selam verilirse, siz de ondan daha güzel bir tarzda selamı alın, en azından verilen selamın misli ile karşılık verin!”
Kadınla erkeğin selamlaşması umumiyet itibarıyla haram kılınmamıştır. Bu konuda yasaklama ya da mekruh görme şeklinde rivayet edilen bazı hadisler zayıf bulunmuş ve hem erkeğin kadına hem de kadının erkeğe selam vermesi câiz görülmüştür. (Ebû Dâvud, edeb 148; Tirmizî, isti’zân 9). Bir hadis-i şerifte
HADİS:Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) uğradığı bir kadınlar topluluğuna selam verdiği rivayet edilmiştir. Bir başka rivayette ise
HADİS: Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî, Efendimiz’e uğramış, O’na selam vermiş, Efendimiz de selamını almış ve onu selam vermekten menetmemiştir. (Buhârî, gusül 21; salât 4).
Ancak, kadın sesinin avret olması ve fitneye/imtihana sebebiyet verebilmesi yönüyle bazı hususi ölçüler getirilmiş ve mesele büyük oranda fitneden emin olma şartına bağlanmıştır. (İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 12/298).
Buna göre bir kadının yabancı bir erkeğe selam vermesi Hanefîlere göre câiz değildir. Ancak mahremi olan bir erkeğe selam verebilir. Yabancı birine selam verememesinin sebebi, fitnenin önüne geçmektir.
HADİS: Nitekim kadın ezan ve kamet okumaktan, sesli Kur’ân tilavetinden de menedilmiştir. (İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 12/298).
Fakat herhangi bir şekilde ve konumda bir kadın bir erkeğe selam vermek istediğinde veya vermek zorunda kaldığında eğer gençse sesini yükseltmeden vermelidir. Yaşlıysa yüksek sesle de verebilir. Kadının selamını erkeğin alması gerekir.
HADİS: Bir erkek bir kadına ya da kadınlar topluluğuna selam verebilir. Bu durumda kadın da erkeğin selamını almak zorundadır çünkü verilen selamı almak farzdır. Fakat kadın eğer gençse, selamı içinden alması gerekir. Yaşlıysa, dışından da alabilir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 2/420).
Burada da yine sesin avret olması ve fitneye,imtihana sebebiyet vermemesi hususu gözetilmiştir.
Şâfiîlere göre kadının güzelliği dolayısıyla fitneye düşme tehlikesi varsa, kadının da erkeğin de selam alıp vermesi câiz olmaz. Bunlardan birisi selam vermişse, diğerine selamı almak farz değildir, hatta mekruh olur.
Mâlikîler ise meseleyi büyük oranda selam veren ya da verilen kadının yaşlı veya genç olmasına bağlamışlardır.
HADİS: Gençse selam alıp vermesi mahzurlu görülmüş, yaşlıysa câizdir denilmiştir. (İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 12/298). Ayrıca kadınla erkek karşılaştığında, fitneden emin iseler, âdap açısından önce erkek selam verir. (el-Fetâvâ’l-Hindiyye, 5/325).
Hadis şarihlerinin ve fıkıh üstadlarının bu yaklaşımlarından şu neticeyi çıkarmak mümkündür: Kadınlarla erkeklerin selamlaşmasında umumi manada bir sakınca yoktur.
Sakınca söz konusu olacaksa bu, fitneden dolayı olur. Bu da kadının genç, güzel ve sesinin alımlı olmasıyla alâkalıdır. Öyleyse, fitneden emin olunduğu yerde iki taraf arasında selamlaşmada bir mahzur yoktur. Fitneden korkuluyorsa kaçınmak ve selam vermemek evladır.
Ebu Hanîfe ve arkadaşlarına göre, kadınların ilk olarak erkeklere selam vermesi caiz değildir. Çünkü kadınlar ezan, kamet, açıktan Kur'an-ı Kerîm okuma gibi faaliyetlerden menedilmişlerdir. Yalnız mahrem hısımlar bunun dışındadır. Bunlara onların selam vermesinde bir sakınca bulunmaz. Bu duruma göre, ünsiyet nedeniyle önce bir erkek selam vermişse, kadın bu selamı alabilecektir.
Malikîler selamlaşma konusunda genç kadınla yaşlı arasında ayırım yapmışlardır. Dayandıkları delil,
HADİS:"Kötülüğe giden yolu kapama (seddü'z-zerîa)" prensibidir.
Hz. Peygamber'in mahremi olmayan kimi kadınlara selam verdiğini ya da onların selamını aldığını gösteren uygulama örnekleri vardır.
HADİS: Esma binti Yezîd (r. anha) Allah'ın Rasulünün bir kadınlar topluluğuna uğradığını ve kendilerine selam verdiğini nakletmiştir. (Ebü Davud, Edeb, 127.)
HADİS: Diğer yandan fetih yılında, bir gün Hz. Peygamber evde boy abdesti alıyor ve kızı Fatıma da onu örtüyordu. Bu sırada Ebu Talib'in kızı Ümmü Hanî içeri girip selam verince, Nebî (s.a.s) onun kim olduğunu sormuş ve kendisine "merhaba" demiştir. (Buharî, Gusl, 21, Salat, 4, Edeb, 94; Müslim, Hayz, 70, Müsafirin, 82; Tirmizî, İsti'zan, 34: Nesaî. Tahare. 142.)
HADİS:Bir gün Hz. Peygamber, eşi Aişe ile birlikte bulunurlarken yanlarına Cebrail (a.s) gelmişti. Hz. Peygamber, eşine; "Bu Cebrail (a.s)'dır, Sana selam veriyor" buyurunca Hz. Aişe, "Ve aleyhi's-selam (ona da selam olsun)" diyerek selamı almıştır. (Buharî, Bed'u'l-Halk, 6, isti'zan, 16, 19; Müslim, Fazailu's-Sahabe, 90, 91; Tirmizî Menakıb, 62, isti'zan, 5.)
Benzer selamlaşma uygulaması kimi sahabe erkek ve kadınları arasında da olmuştur.
HADİS:Yukarıda, Hz. Ömer'in, Rasülullah (s.a.s) adına biat almak üzere gittiği kadınlar topluluğuna selam verdiğini ve kadınların da onun selamını "merhaba" diyerek aldıklarını belirtmiştik. (A.b. Hanbel, V, 85, VI, 409.) Diğer yandan Muaz b. Cebel (ö. 18/639) Yemen'e vali olarak gidince, yanına on iki çocuğu olan bir kadının gelerek selam verdiği nakledilmiştir. (A.b. Hanbel, V, 239.)
HADİS:Ashab-ı kiramdan kimileri ise; erkekler kadınlara selam verebilir, fakat kadınlar onlara selam veremez, demişlerdir. Bununla birlikte Abdullah b. Ömer (r.a.)'in bir kadına rastlayınca selam verdiği, Ata b. Ebî Rabah'ın ise (ö. 115/733), "kadınlar genç olursa selam verilmez" dediği nakledilmiştir. (bk. Yusuf el-Kardavî, Fetava, II, 274.)
Yukarıdaki deliller dikkatlice incelendiğinde mahrem olmayan kadınlarla selamlaşmanın, ya kadınların topluluk halinde olması veya kadınla ünsiyet bulunması yahut da bir iş veya bir ihtiyaç nedeniyle bir araya gelme gibi durumlarda yapıldığı görülür.
Kadın –erkek selamlaşması, çevrenin değerlendirmesiyle de ilgilidir. Şayet çevrenin bu gibi konularda belli bir hassasiyeti varsa, ona aykırı düşecek hareketten de kaçınmak gerekir. Aksi halde dikkatsiz, laubali tavırlar, tarafların çevredeki itibarını bitirir, fitne uyandıran söylentileri de beraberinde getirir. Onun için böyle hassas yerlerde, 'Kaç sevaptan, girmemek için günaha!' denmiştir
Kimileri kadınlarla selamlaşmayı, onun sesinin erkeklere haram olması yüzünden yasaklama yoluna gitmişlerdir. Ancak zaruret veya ihtiyaç hallerinde ve normal zamanlarda kadının sesinin erkeğe haram olduğunu bildiren doğrudan bir ayet veya hadis yoktur. Nitekim Hz. Peygamberin aileleri için Allahü Teala,
 AYET:"Peygamberin hanımlanndan bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin" (el-Ahzab, 33/53.) buyurur. Yukarıda geçti. Sahabe erkekleri Hz. Aişe veya Hz. Peygamber'in diğer eşlerine bir şey sorar veya bir şey isterlerse, onlar perde arkasından cevap verirlerdi. Bunun gibi pek çok sahabe hanımı günlük hayatta alma, verme, sorma, cevap alma, selam ve konuşma tarzlarında erkeklere muhatap olmuş, bunlardan hiçbirisi "sus, senin sesin erkeklere haramdır" dememiştir.
Ancak bu konunun da fitne tehlikesi ve İslamî edeple sınırlı olduğunu unutmamak gerekir. Bu yüzden yaşlı veya toplu haldeki kadınlara, ya da amca, dayı eşi yahut bunların kızı gibi aile içinde ünsiyet bulunan hısımlara selam verip almada herhangi bir fitne tehlikesi yoksa da, tek başına bulunan genç kız ve hanımlara selam verme de böyle bir tehlikenin yokluğundan söz edilemez. Diğer yandan selamlaşma edebiyle ilgili olarak da şunlar söylenebilir.
HADİS: Binitli olan yürüyene, küçük büyüğe, az olan topluluk çok olan topluluğa, yukarıda bulunan aşağıda olana selam verir.
 HADİS: Namaz kılana, yemek yemekte olana, tuvalette bulunana ve içki-kumar gibi bir haramı işlemekte olana selam verilmez. (bk. Buharî, İsti'zan, 3-7, 11; Müslim, Edeb, 46, Selam, 1; Ebu Davüd, İsti'zan, 6; Tirmizî, İsti'zan, 14; A. b. Hanbel, III, 44, 444,, VI, 19, 20.)
Bu makalenin büyük bir kısmı alıntıdır.