Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

16 Şubat 2015 Pazartesi

ERKEK KADINA, KADIN ERKEĞE SELAM VEREBİLİR Mİ?



                       ERKEK KADINA , KADIN ERKEĞE SELAM VEREBİLİR Mİ?
   Kadınların yabancı erkeklerle ihtiyaçsız konuşmaları caiz değildir. İhtiyaç olunca da, ancak ihtiyaç kadar ve ciddi konuşmaları caizdir.
  Kıymetli okuyucularım. Günümüzde kadın ve erkek her ortamda bulunur. Sohbet eder. Ama selam verip almak haramdır diye birbirlerine selam vermezler. Bunu bir türlü anlayamıyorum. Kadının sesi erkeğe haramsa niçin sadece selamda haram birçok kez karşılaşmışsınızdır. Kadın herhangi bir topluma giriyor. Selam vermiyor ama içerde mesela alışveriş yapacaksa görevli ile uzun uzun konuşuyor. Ne anladınız bundan siz İşverenlerin işyerine, bir öğretmenin öğretmenler odasına, öğretmenlerin ve üniversite hocalarının, bayanların bulunduğu sınıfa girdiklerinde, bir iş yerinde çalışan kadının işyerine girerken vs. selam vermelerinde mahzur yoktur. Çünkü zaten orada bulundukları zaman zarfında iş veya ders icabı konuşmak zorunda kalıyorlar. Selam ise konuşulan şeylerin en güzellerindendir. Allahın rahmeti bereketi üzerine olsun diye dua etme; ama dünyalık her şeyi konuş böyle saçmalık olur mu? Eğer içerde hiç konuşmayacaksan selam verme, ama konuşacaksan niçin selam vermiyorsun. İş icabı konuşurken herhangi bir mahzur görülmezken, selamı mahzurlu görmek makul olmaz. Başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. Görev yaptığım bir yer de nikah kıymaya çağrıldım. Karşıma evlenecek kız ve erkeği getirmediler. Vekilleri varmış kızın yakın akrabası ve erkeğin yakın akrabası vekalet almışlar neyse nikahı kıydım. Az sonra kız ve erkek içeri girdiler ben dahil oradaki herkesin elini öptüler. Bu ne dedim. Adet dediler. Dedim ki vekaleten nikah kıyılabilir ancak zaruret halinde olur. Siz erkek ve kız burada olduğu halde vekaleten nikah kıydırdınız. Nikah kıyılırken hiç birimizin ellerini öpmeyeceklerdi. (Mahremleri hariç) sorularıma cevap vereceklerdi. Onlara ilmihal bilgilerini öğretecektim. Nasihat edecektim. Dua dinliyecek, Kuran dinleyeceklerdi. Kaldi ki akitleşmeye bizzat şahit olup onun ağırlığını hissedeceklerdi. Şimdi geldiler. Mahremi olmayan başta ben olmak üzere ellerimizi öptüler hem bizi günaha soktular hem kendileri günaha girdi. Olmaz böyle şey dedim. Ve ondan sonra asla vekaleten nikah kıymadım. İşte selamlaşma işi de buna benziyor. Allahın selamını verme ama içerde her şeyi konuş olmaz böyle şey ya selam verme içerde de konuşma ya da içerde konuşacaksan Allahın selamını ver.
Sayın okurlarım lütfen ifrat ve tefritten kaçınalım.
BU KONUDAKİ AYET VE HADİSLER
AYET:(Ahzap-53)’’ Ey inananlar! Peygamber'in evlerine, yemeğe çağırılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamber'i üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamber'in eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır. Bundan sonra ne Allah'ın Peygamber'ini üzmeniz ve ne de O'nun eşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Doğrusu bu, Allah katında büyük şeydir.’’
AYET: (Ahzab 32 )’’ Ey Peygamberin hanımları! Sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah'tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder; daima ciddi ve ağırbaşlı söz söyleyin.
AYET: (Ahzab 33 )’’ Evlerinizde oturun (gereksiz yere sokaklarda dolaşmayın). Önceki cahiliye döneminde olduğu gibi süslenerek ve açılıp saçılarak dışarı çıkmayın! Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin! Ey (Peygamber'in) ev halkı, Allah sizden yalnızca kiri (günahı) gidermek ve sizi (bilgi kirliliğinden) temizlemek istiyor.
AYET: (Ahzab 34 )’’ Evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini hatırda tutun. Şüphesiz Allah haberdar olandır, latif olandır.’’
HADİS: Allahü teâlâ, kadının namahremle yumuşak sesle konuşmasını men ediyor. (Mektubat-ı Rabbani 3/41)
İBNİ ABİDİN: Kurtubi diyor ki: Zekâsı kıt olanlar, biz kadının sesi avrettir demekle konuşmasını kastettiğimizi zannetmesinler! Bu anlayış doğru değildir. Biz yabancı erkeklerin ihtiyaç halinde kadınlarla konuşmasına caiz diyoruz. Yalnız, kadınların yüksek sesle konuşmalarını, seslerini uzatmalarını, yumuşatmalarını ve nağmeli okumalarını caiz görmüyoruz; çünkü bunlarda erkekleri kendilerine meylettirmek ve şehvetlerini harekete getirmek vardır. Kadının ezan okuması bundan dolayı caiz olmamıştır. (Redd-ül muhtar)
ATASÖZÜ: İşte bundan dolayı, atalar, (Para sesi, kadın sesi, su sesi) demişlerdir. Kadın sesi gına olmasa, yani hoşa giden etkili bir ses olmasa böyle söylemezlerdi. Şair de diyor ki:
Dünya kurulalı etkili olmuş,
Para sesi, kadın sesi, su sesi.
Birçok işimizde yetkili olmuş,
Para sesi, kadın sesi, su sesi.
Âlimler şu konuda birleşiyorlar:
Bu vakarın tarifinde deniyor ki: Kadın sesine sertlik vermeli, yüzüne de aynı sertlikte vakar tavrı getirmelidir ki konuşma sırasında muhatap yanlış yoruma kaymasın. İnce bir ses, hep gülümseyen bir eda ile yanlış anlaşılacak bir görüntü meydana getirmesin.
. Selam vermek sünnettir, verilen selamı almak farzdır. Selam veren sünnet, selamı alan da vacip sevabı kazanır gibi görünse de aslında ikisi de farz sevabı alabilir çünkü selam veren, sünnet işlemekle bir farza vesile olmuştur. Selamlaşmanın sünnet oluşu şu hadis-i şerife ve Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) uygulamalarına dayanır: أَفْشُوا السَّلَامَ بَيْنَكُمْ “Aranızda selamı yayın.” (Ebû Dâvud, edeb 142).
AYET:(Nisâ -86). Verilen selamı almanın farz olması ise şu âyet-i celileye istinad eder: وَإِذَا حُيّ۪يتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا “Şayet size selam verilirse, siz de ondan daha güzel bir tarzda selamı alın, en azından verilen selamın misli ile karşılık verin!”
Kadınla erkeğin selamlaşması umumiyet itibarıyla haram kılınmamıştır. Bu konuda yasaklama ya da mekruh görme şeklinde rivayet edilen bazı hadisler zayıf bulunmuş ve hem erkeğin kadına hem de kadının erkeğe selam vermesi câiz görülmüştür. (Ebû Dâvud, edeb 148; Tirmizî, isti’zân 9). Bir hadis-i şerifte
HADİS:Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) uğradığı bir kadınlar topluluğuna selam verdiği rivayet edilmiştir. Bir başka rivayette ise
HADİS: Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî, Efendimiz’e uğramış, O’na selam vermiş, Efendimiz de selamını almış ve onu selam vermekten menetmemiştir. (Buhârî, gusül 21; salât 4).
Ancak, kadın sesinin avret olması ve fitneye/imtihana sebebiyet verebilmesi yönüyle bazı hususi ölçüler getirilmiş ve mesele büyük oranda fitneden emin olma şartına bağlanmıştır. (İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 12/298).
Buna göre bir kadının yabancı bir erkeğe selam vermesi Hanefîlere göre câiz değildir. Ancak mahremi olan bir erkeğe selam verebilir. Yabancı birine selam verememesinin sebebi, fitnenin önüne geçmektir.
HADİS: Nitekim kadın ezan ve kamet okumaktan, sesli Kur’ân tilavetinden de menedilmiştir. (İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 12/298).
Fakat herhangi bir şekilde ve konumda bir kadın bir erkeğe selam vermek istediğinde veya vermek zorunda kaldığında eğer gençse sesini yükseltmeden vermelidir. Yaşlıysa yüksek sesle de verebilir. Kadının selamını erkeğin alması gerekir.
HADİS: Bir erkek bir kadına ya da kadınlar topluluğuna selam verebilir. Bu durumda kadın da erkeğin selamını almak zorundadır çünkü verilen selamı almak farzdır. Fakat kadın eğer gençse, selamı içinden alması gerekir. Yaşlıysa, dışından da alabilir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 2/420).
Burada da yine sesin avret olması ve fitneye,imtihana sebebiyet vermemesi hususu gözetilmiştir.
Şâfiîlere göre kadının güzelliği dolayısıyla fitneye düşme tehlikesi varsa, kadının da erkeğin de selam alıp vermesi câiz olmaz. Bunlardan birisi selam vermişse, diğerine selamı almak farz değildir, hatta mekruh olur.
Mâlikîler ise meseleyi büyük oranda selam veren ya da verilen kadının yaşlı veya genç olmasına bağlamışlardır.
HADİS: Gençse selam alıp vermesi mahzurlu görülmüş, yaşlıysa câizdir denilmiştir. (İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 12/298). Ayrıca kadınla erkek karşılaştığında, fitneden emin iseler, âdap açısından önce erkek selam verir. (el-Fetâvâ’l-Hindiyye, 5/325).
Hadis şarihlerinin ve fıkıh üstadlarının bu yaklaşımlarından şu neticeyi çıkarmak mümkündür: Kadınlarla erkeklerin selamlaşmasında umumi manada bir sakınca yoktur.
Sakınca söz konusu olacaksa bu, fitneden dolayı olur. Bu da kadının genç, güzel ve sesinin alımlı olmasıyla alâkalıdır. Öyleyse, fitneden emin olunduğu yerde iki taraf arasında selamlaşmada bir mahzur yoktur. Fitneden korkuluyorsa kaçınmak ve selam vermemek evladır.
Ebu Hanîfe ve arkadaşlarına göre, kadınların ilk olarak erkeklere selam vermesi caiz değildir. Çünkü kadınlar ezan, kamet, açıktan Kur'an-ı Kerîm okuma gibi faaliyetlerden menedilmişlerdir. Yalnız mahrem hısımlar bunun dışındadır. Bunlara onların selam vermesinde bir sakınca bulunmaz. Bu duruma göre, ünsiyet nedeniyle önce bir erkek selam vermişse, kadın bu selamı alabilecektir.
Malikîler selamlaşma konusunda genç kadınla yaşlı arasında ayırım yapmışlardır. Dayandıkları delil,
HADİS:"Kötülüğe giden yolu kapama (seddü'z-zerîa)" prensibidir.
Hz. Peygamber'in mahremi olmayan kimi kadınlara selam verdiğini ya da onların selamını aldığını gösteren uygulama örnekleri vardır.
HADİS: Esma binti Yezîd (r. anha) Allah'ın Rasulünün bir kadınlar topluluğuna uğradığını ve kendilerine selam verdiğini nakletmiştir. (Ebü Davud, Edeb, 127.)
HADİS: Diğer yandan fetih yılında, bir gün Hz. Peygamber evde boy abdesti alıyor ve kızı Fatıma da onu örtüyordu. Bu sırada Ebu Talib'in kızı Ümmü Hanî içeri girip selam verince, Nebî (s.a.s) onun kim olduğunu sormuş ve kendisine "merhaba" demiştir. (Buharî, Gusl, 21, Salat, 4, Edeb, 94; Müslim, Hayz, 70, Müsafirin, 82; Tirmizî, İsti'zan, 34: Nesaî. Tahare. 142.)
HADİS:Bir gün Hz. Peygamber, eşi Aişe ile birlikte bulunurlarken yanlarına Cebrail (a.s) gelmişti. Hz. Peygamber, eşine; "Bu Cebrail (a.s)'dır, Sana selam veriyor" buyurunca Hz. Aişe, "Ve aleyhi's-selam (ona da selam olsun)" diyerek selamı almıştır. (Buharî, Bed'u'l-Halk, 6, isti'zan, 16, 19; Müslim, Fazailu's-Sahabe, 90, 91; Tirmizî Menakıb, 62, isti'zan, 5.)
Benzer selamlaşma uygulaması kimi sahabe erkek ve kadınları arasında da olmuştur.
HADİS:Yukarıda, Hz. Ömer'in, Rasülullah (s.a.s) adına biat almak üzere gittiği kadınlar topluluğuna selam verdiğini ve kadınların da onun selamını "merhaba" diyerek aldıklarını belirtmiştik. (A.b. Hanbel, V, 85, VI, 409.) Diğer yandan Muaz b. Cebel (ö. 18/639) Yemen'e vali olarak gidince, yanına on iki çocuğu olan bir kadının gelerek selam verdiği nakledilmiştir. (A.b. Hanbel, V, 239.)
HADİS:Ashab-ı kiramdan kimileri ise; erkekler kadınlara selam verebilir, fakat kadınlar onlara selam veremez, demişlerdir. Bununla birlikte Abdullah b. Ömer (r.a.)'in bir kadına rastlayınca selam verdiği, Ata b. Ebî Rabah'ın ise (ö. 115/733), "kadınlar genç olursa selam verilmez" dediği nakledilmiştir. (bk. Yusuf el-Kardavî, Fetava, II, 274.)
Yukarıdaki deliller dikkatlice incelendiğinde mahrem olmayan kadınlarla selamlaşmanın, ya kadınların topluluk halinde olması veya kadınla ünsiyet bulunması yahut da bir iş veya bir ihtiyaç nedeniyle bir araya gelme gibi durumlarda yapıldığı görülür.
Kadın –erkek selamlaşması, çevrenin değerlendirmesiyle de ilgilidir. Şayet çevrenin bu gibi konularda belli bir hassasiyeti varsa, ona aykırı düşecek hareketten de kaçınmak gerekir. Aksi halde dikkatsiz, laubali tavırlar, tarafların çevredeki itibarını bitirir, fitne uyandıran söylentileri de beraberinde getirir. Onun için böyle hassas yerlerde, 'Kaç sevaptan, girmemek için günaha!' denmiştir
Kimileri kadınlarla selamlaşmayı, onun sesinin erkeklere haram olması yüzünden yasaklama yoluna gitmişlerdir. Ancak zaruret veya ihtiyaç hallerinde ve normal zamanlarda kadının sesinin erkeğe haram olduğunu bildiren doğrudan bir ayet veya hadis yoktur. Nitekim Hz. Peygamberin aileleri için Allahü Teala,
 AYET:"Peygamberin hanımlanndan bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin" (el-Ahzab, 33/53.) buyurur. Yukarıda geçti. Sahabe erkekleri Hz. Aişe veya Hz. Peygamber'in diğer eşlerine bir şey sorar veya bir şey isterlerse, onlar perde arkasından cevap verirlerdi. Bunun gibi pek çok sahabe hanımı günlük hayatta alma, verme, sorma, cevap alma, selam ve konuşma tarzlarında erkeklere muhatap olmuş, bunlardan hiçbirisi "sus, senin sesin erkeklere haramdır" dememiştir.
Ancak bu konunun da fitne tehlikesi ve İslamî edeple sınırlı olduğunu unutmamak gerekir. Bu yüzden yaşlı veya toplu haldeki kadınlara, ya da amca, dayı eşi yahut bunların kızı gibi aile içinde ünsiyet bulunan hısımlara selam verip almada herhangi bir fitne tehlikesi yoksa da, tek başına bulunan genç kız ve hanımlara selam verme de böyle bir tehlikenin yokluğundan söz edilemez. Diğer yandan selamlaşma edebiyle ilgili olarak da şunlar söylenebilir.
HADİS: Binitli olan yürüyene, küçük büyüğe, az olan topluluk çok olan topluluğa, yukarıda bulunan aşağıda olana selam verir.
 HADİS: Namaz kılana, yemek yemekte olana, tuvalette bulunana ve içki-kumar gibi bir haramı işlemekte olana selam verilmez. (bk. Buharî, İsti'zan, 3-7, 11; Müslim, Edeb, 46, Selam, 1; Ebu Davüd, İsti'zan, 6; Tirmizî, İsti'zan, 14; A. b. Hanbel, III, 44, 444,, VI, 19, 20.)
Bu makalenin büyük bir kısmı alıntıdır.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder